Korkutan deprem raporu: ‘Bile bile mezarımızda oturuyoruz’

Kahramanmaraş merkezli depremlerde büyük yıkımın meydana geldiği Hatay’da Konya Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından teknik inceleme ve gözlem raporu tamamlandı.

Hazırlan raporun sonucunda bölgedeki binalara ait hasarlar; malzeme kalitesizliği ve yetersizliği, yapı tasarımı hataları, işçilik hataları, yapı elemanlarındaki hasarlar, yapılardaki göçme mekanizmaları, zemine bağlı problemler, yol ve kaplama hasarları şeklinde ele alınmıştır.

Hasarların oluşma nedenleri genel olarak zemin mukavemetinin düşük olması, malzeme kalitesizliği, taşıyıcı eleman boyutlarının yetersiz olması, işçilik ve tasarım hataları şeklinde tespit edilmiştir. Felaketin büyüklüğünü ortaya koymak gerek. Normal bir büyüklükle anlatılacak bir deprem değil ifadelerine yer verildi.

“YIKILAN YAPILARIN YÜZDE 95’İ 2000 ÖNCESİ”

Tespit çalışmaları başkanı, üniversitenin İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Kamanlı, yıkılan binaların büyük bölümünün 2000 öncesi inşa edilen yapılar olduğunu açıkladı. Prof. Dr. Kamanlı, “Nelerin yapıldığı, nelerin yapılmadığını laboratuvar olarak ne görmemiz gerekiyorsa o bölgede fazlasıyla yaşadık ve rapor haline getirdik. Depremin etkilediği tüm coğrafyada ortalama yüzde 95 oranında 2000 öncesi yapıların yıkıldığını söylemiyorum, göçtüğünü söylüyorum. Bütün can kayıplarımızın böylelikle olduğunu söylüyorum. Deprem tasarım sınıfı açısından periyodumuz 475 yıl. Bu Adapazarı depreminde 0.45 G tekabül ediyor. Yani yapı ağırlığının yüzde 45i. Kahramanmaraş depremlerinde 1.4e çıkan rakamlar söz konusu. Burada deprem tasarım sınıflarını aşmış bir deprem. 475 yıl önce olan deprem bu büyüklükte olmuş, ama 475 yıl sonra olması gereken deprem 8 saat arayla bir daha olmuş. Bu bir asırların felaketidir” dedi.

“BİLE BİLE MEZARIMIZDA OTURUYORUZ”

Yapılardan alınan numunelerde dayanıklılığı olmayan malzemelerle karşılaştıklarını belirten Prof. Dr. Kamanlı şöyle konuştu:

“Bir yönetmeliğimiz var ama özellikle mühendislik hizmeti almamış yapı sayımız çok. Maalesef gereken özeni göstermiyoruz. İnsanlar oturdukları binalarla ilgi durum tespitlerini bir an önce yaptırmalılar. Bile bile biz mezarımızda oturuyoruz. Yeni depremlerle karşılaşacağız. Daha ciddileriyle de karşılaşacağız. Buna biz hiç hazır değiliz. 1999 depremini yaşadık, hazır olmadığımız görüldü.

Şimdi 6 Şubatı yaşadık. Kaç 6 Şubat yaşayabiliriz bilmiyorum. Bizim yapı stoklarımız kötü. Şehirlerimizdeki yapıların durumunu bilmiyoruz. Aslında biliyoruz, nereye elimizi atsak, elimizde kalacak. Beton kalitemiz kötü, donatı yetersiz. Zemin şartlarımız kötü. Nereden karot numunesi alsak 8-9larda çıkıyor beton ortalaması. Bu da dayanıklılık yok demek.” (DHA)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir